DOĞUNUN PARLAYAN YILDIZI VAN

 

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr

(03 Mart 2007, internet yoluyla ulaştı)

 

(Sayın Prof. Dr. İbrahim Ortaş 20 Şubat 2007 günü “Nasıl Bir Üniversite, Nasıl Bir Yüksek Öğretim” konulu bir konferans vermek üzere, Van Üniversite Öğretim Elemanları Derneği’nin (VÜNİDER) davetiyle Van’a gelmiş ve ardından Van ile ilgili izlenimlerini bu yazıda toparlamıştır.)

 

Van Anadolu’nun İran sınırına komşu ve Van gölü kıyısındaki sevimli bir ilidir. Van denilince akla ilk olarak Van Gölü gelir. Van gölü denilince de akla Van Gölü canavarı geliyor. Türkiye ve Dünya kamuoyunda Van’ın dikkatini çekmek için Van gölü canavarı söylemi işlendi ve bu yolla Van bir süre de olsa gündemde kalmaya çalıştı. Ayrıca Van denilince farklı göz rengi ile Van kedisi akla gelir. Bugün koruma altında olan Van kedileri konusuna, Van Yüzüncü yıl Üniversitesi tarafından Van kedileri Araştırma Uygulama Merkezi ile bilimsel olarak eğilmiş bulunuyor.

 

Ayrıca Van denilince akla gelen bir diğer konu ise Van kahvaltısıdır. Van’a gittiğinizde Van kahvaltısı yapmadan gelmeyin. İlk defa 1987 tarihinde Iğdır Devlet Üretme Çiftliği’ne toprak haritası çıkarmak amacıyla giderken yol üzerinde, Van’da bir gece konaklamış, tozlu ve hafif bulutlu bir sabah şehirde otlu peynir ve sütlü bir kahvaltı yapmıştık. Van gerçekten kahvaltısı ile ünlü. VÜNİDER Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Alper Güven bir şeyler yapmanın heyecanı ile bir taraftan bilim, bir taraftan üniversiteyi nasıl Avrupa’da gördüğü duruma getirebilirim diye heyecanlanıyor. Sevgili Alper’de kendimin ilk İngiltere’den doktoramı alıp geldiğim günlerdeki heyecanı görmek beni gelecek açısından umutlandırdı. Sevgili Alper Güven ve Arş. Gör. Funda Masdar hocalarımın mihmandarlığında gittiğimiz kahvaltı salonunun yabancılar tarafından dolu oluşu gözden kaçmıyordu. Kahvaltının temel özelliği Van’a özgü otlu peynir, bal, kaymak, çay yerine süt ikramı yanında Murtuğa ve Kavut ikramıdır. Murtuğa nedir? Kavrulmuş buğdayın unu ve yumurtanın tereyağında kavrulmasıyla hazırlanmış hoş bir yiyecek. Kavut ise sadece kavrulmuş buğday ununun tereyağında kavrulmasıyla hazırlanmış, irmik helvası kıvamında, ancak şekersiz bir yiyecek. Ancak güzel bir tadı ve aroması var.

 

Van’ın özelliklerinin hepsinden önemlisi, Van’ın insanı güzel ve pak…

 

Adana’da Amerikan pazarı Van’da Rus Pazarı

 

Van, İran sırırına yakın olması nedeniyle kaçakçılıkla da anılmaktadır. Bunun için İran mallarını bulmak çok kolaydır. Bir de Rus pazarı bulunmaktadır. Son yılarda Van’da İran’dan gelen ürünlerin de etkisi ile Rus Pazarı gözde alışveriş merkezi olmuş. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile bir anda kamu malları adeta yağmalandı. Ruslar ne bulursa paraya çevirmek için dışarıya mal çıkardılar. Rus Pazarı da Van da sanırım başlangıçta bu yolla gelen mallara aracılık etti. Burada ilginç hediyelik süs eşyaları bulunabiliyor. Pazardaki esnaf size ürün pazarlarken Urartu medeniyetinden başlayarak tanıtım yapması ayrı bir güzellik. Urartu medeniyeti ve ardından günümüze yansımaları tarih bilincinin yeniden şekillenmesi bakımından anlam taşıyor.

 

Van bugün doğal güzelliği kültürel birikimi ile yeni yeni dışarıya açılıyor. Van’ın seçkin şahsiyetlerinden Ferit Melen adına yapılan havaalanı bugünlerde birçok havaalanına doğrudan uçuşları ile ulaşımı kolaylaştırmış. Van’a uçuş yapan uçak pilotları Van gölü üzerinden geçen uçuş rotası ile Van’ı kuş bakışı görmemizi sağlıyorlar. Yerde kar, gökte açık güneş inanılmaz bir paradoks oluşturuyor. Kar altından Tatvan ve Edremit güzel şirin kasabalar olarak gezilmeyi ve görülmeyi bekliyor.

 

Van Tarihi Bilince ve Birikime Sahip

 

Tarih ve kültür bilincinin önemini kavrayan Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1937'de TBMM'i açış konuşmasında Van’a dair şunları söylemiştir: “Doğu bölgesi için Van Gölü sahillerinin en güzel bir yerinde ilkokulu ve nihayet üniversitesi ile modern bir kültür şehri oluşturmak yolunda şimdiden faaliyete geçilmelidir”. Atatürk’ün Van’da üniversite yolu ile toplumun kültür düzeyini yükseltmeyi hedeflediği anlaşılmaktadır.

 

Van uzun süreden sonra belki arzulanan nitelikte bir üniversiteye kavuşamadı. Ancak bugün Van Gölü’nün yanı başında geniş bir alana kurulmuş üniversitenin fiziki güzelliği iç güzelliğe kavuşmak için direniyor. En azından bir taraftan bilim yapmak diğer taraftan toplumun kültürel düzeyini yükseltmek için heyecanla çalışan hocaların varlığını biliyorum. Rektör yardımcısı Sayın Prof. Dr. Ayşe Yüksel hocanın (Van’ın Türkan Saylan’ı) kız çocukları için yapmaya çalıştıkları takdire şayandır. Van’ı görünce bölgenin eğitim bekleyen binlerce öğrencisine yüksek öğrenim fırsatı sağlanması da büyük bir başarı. Geçen dönem Üniversitenin fiziki gelişimi için yapılan satın almalar ve ihaleler nedeniyle yaşanan bazı istenmeyen olaylar sonrası Üniversite yeniden toparlanamaya çalışıyor. Sonuçta Üniversite mahkeme kararı ile aklandı. Van Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Yücel Aşkın, tarihe merakı nedeniyle üniversitede bir müze kurulmasına çalışmış, kampus alanı içine çok sayıda sanat eseri yerleştirmiş. Rektörlük binasına girince de bunun etkileri görülmeye başlıyor. Güzel Sanatlar Fakültesinin değerli dekanı Sayın Prof. Dr. Zühre Şentürk ve diğer öğretim üyeleri konunun bilinci ile hareket ediyorlar.

 

Bu arada geçen yıl kurulan ve başkanlığını Dr. Mustafa Karabıyıkoğlu’nun yaptığı Van Üniversite Öğretim Elemanları Derneği’nin (VÜNİDER) davetlisi olarak “Nasıl bir Yüksek Öğrenim, Nasıl Bir üniversite” konusunda üniversitede bir konuşma yapmaya gittim. Dernek yeni kurulmasına karşın dinamik bir örgütlenme yapısına sahip. Herkes bir şeyler yapma gayretinde. Öğretim üyeleri arasındaki dayanışma ve geleceğe ilişkin çabaların batıdaki üniversite hocalarımız tarafından da görülmesini isterim. Bir tarafta Sayın Rektör, Rektör Yardımcıları, diğer öğretim üyelerinin anlattıkları ve diğer tarafta öğrencilerin anlattıkları nedeniyle üniversite olmanın zorluğunu bir kez daha derinden düşünme şansına sahip oldum. Bir taraftan Van’ın sahip olduğu doğal güzelliği ve halkının Urartulardan beri gelen yerleşik zengin kültürü diğer taraftan bölgenin fakirliği içinde kıvranan yoksuların bir birleri ile uğraşmaları anlaşılır gibi değil. Rektör Sayın Prof. Dr. Yücel Aşkın burada mahkemelik olaylar zamanımın %80’ninden fazlasını tüketiyor diyor. Üniversite için zaman harcayamıyorum diyor. Tabii herkesin yanlışa karşı çıkması gerekir, ancak şimdi sıra küçük çıkar çatışmaları veya siyasi arenada kapışma yerine Van’a yakışır bir bilim ortamı için ne yapılabilir, onu düşünme zamanıdır. Van’a da bilimin ışığı ile parlayan bir görüntü yakışır. Eminin Van ve çevresindeki güzellik bir Avrupa ülkesinde olsa, orası bilim, sanat ve turizm yönlerinden cennete dönüştürülürdü. Bizim de biraz gayretle bu ülkede bilim ve eğitimimizi güçlendirerek bunu yapabilmemiz gerekir. Orada yaşayan çok sayıda vatansever insanımızın gözlerinde bu arzu ve coşkuyu görebiliyorum.

 

Bir Şeyin Kıymeti Eksikliğinde Anlaşılır

 

Van her şeye rağmen gelişmeye ve güzelleşmeye doğru gidiyor. Van dışından gelip Van’da çalışan hocalarımın tümünü kutluyor ve fedakârlıklarının boşuna olmadığını belirtmek istiyorum. İtiraf edeyim ki, daha önce konuşma yapmak üzere gittiğim doğudaki diğer üniversiteleri görünce Adana’da oturup yazma ve çizme avantajına sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Bizlere üniversitelilik ortamı yaratan hocalarıma teşekkür etmeyi ihmal etmemem gerekiyor. Eminim yarın başta Van olmak üzere gelişmekte olan tüm üniversitelerimiz bilim kültürü anlayışı çerçevesinde verilecek zorlu çabalar ile üniversite olma ortamına kavuşacaktır. Bu konuda çaba gösteren herkese sonsuz teşekkürler.