31 Mayıs 2007 Günü
Prof. Dr. Yücel AŞKIN’ın VÜNİDER’e Yaptığı Konuşma
Hayatımda hepinizin derin izleri oldu. Ve sanırım benim de hayatınızda izlerim oldu. Burası gibi olanaksız bir coğrafyada olanaksız birtakım işlerin olabileceğini herkese gösterdik. Bunu farklı biçimlerde değerlendirenler de olacaktır kuşkusuz. Ancak burada önemli bir proje bir noktaya getirilmiştir. Atılan temel sağlam olduğu için bu doğrultuda da devam edecektir. Belki zaman zaman yavaşlayabilir, duraksayabilir ya da daha da hızlanabilir. Rota düzenlemeleri olabilir. Ama ana çizginin devam edeceğini sanıyorum.
Burada yaşananlar ülke için de ilginç bir deneyim oldu, sadece Van için değil. Burada yaşadığımız tarih sadece bizim kendimize ait öznel bir tarih değildi. Daha farklı bir şeyi ilginç bir zaman döneminde birlikte yaşadık. Türkiye’de birtakım şeylerin anlaşılması bakımında burada yaşananlar da bir kırılma noktası oldu. Belki bugün ortaya çıkan sonuçların çoğu 2005 yılında köken alıyor. Dolayısıyla bu üniversite sadece kendi açısından kendi tarihinde önemli bir şeyler yaptığı bir dönem yaşamadı. Türkiye açısından da birtakım şeylerin, başladığı, anlaşıldığı, farkına varıldığı bir dönem yaşandı. Böyle önemli bir süreci birlikte yaşamış olmaktan ben de son derece mutluyum. Bu yemekte arkadaşların yaptığı değerlendirmeler benim için yapılanları tekrar düşünme fırsatı verecek ilginç değerlendirmeler oldu. Hepinize çok teşekkür ediyorum.
Dernekle ilgili birkaç şey söylemek isterim. Sanırım sıkıntı bütünü görememekte. Burada kendi kalıplarımız içinde bakıyoruz ve ancak yaklaşık 1600 akademisyenin olduğu bir üniversitede büyük gayret sonucunda bu kadar kişiyi bir araya toplayabiliyoruz. Gün kişisel prestij kazanma, kişisel hedefleri gerçekleştirme günü değildir. Ülke açısından kritik bir dönemi yaşıyoruz. Bunun farkında olmak lazım ve bu cephe büyütülmeli. Burada belki bir yol alındı, ama halen kritik bir çizgi üzerinde de gidiyoruz. Ülkedeki birtakım gelişmeler buraya çok daha radikal bir biçimde yansıyabilir. Bu projeyi sürdürme sorumluluğu bizlerin olacak. Benden çok sizlerin olacak. Benim bunu belli bir noktaya getirilmesine kadar belki bir katkım olmuştur. Bundan sonra sizlerin olacak. Bu bakımdan bu dernek üniversitenin geleceğindeki önemli hareket noktalarından biri olacaktır diye düşünüyorum.
Öğretim üyelerinin kurdukları dernekler genellikle Türkiye’de üniversite yönetimleriyle problemler yaşayan, üniversite içinde bir muhalefeti temsil eden kuruluşlar olarak algılanır. Bu dernekteki yaklaşımlarımız birçok başka kurumlardaki yaklaşımlardan da farklı oldu. Doğru birtakım projeler ortada varsa, dernek bu doğrultuda yönetimle bir oldu. Yönetimin uyarılması gerekiyorsa bu görevi de yerine getirdi. Bu bakımdan dernek üniversitenin geleceği açısından önemli.
Bu dernek hem ülke sorunlarına duyarlı ve hem de çağdaş bir üniversite sisteminin ne olması gerektiği konusuna kafa yoran bir kuruluş. Bu durum onu birçok yerdeki dernekten farklı kılıyor. Aynı şey, mesela kurduğumuz etik kurul için de söylenebilir.
Buradaki etik kurul diğer üniversitelerin yaptığı gibi, kimin başkalarının eserinden kaynak göstermeden alıntı yaptığını tesbit eden, sıradan bir etik kurul olarak düşünülmedi. Etiğin anlamını, etik değerden ne anladığımızı ve ne yapmamız gerektiğini sorgulayan, bunu anlatmayı ve yakınlaştırmayı amaçlayan bir kurum olarak düşünüldü. Bu bakımından bizim birçok üniversiteden farklı olduğumuzu düşünüyorum. Ancak bunun da gereğini yerine getirmek lazım.
Gelinen nokta kolay gelinmiş bir nokta değil. Buradakilerin nasıl bir sorumluluk taşıdıklarının, niçin burada bulunduklarının çok farkındayım. Ama bulunmayan da büyük bir kadro var. Onlara da durumu anlatmak lazım. Çünkü önümüzdeki günlerde güce de ihtiyacımız olacak gibime geliyor. Tabi bu güçten kastettiğim, salonda 500 kişinin bulunması değil, ne yaptığının farkında olan 500 kişinin 1000 kişinin 1600 kişinin bulunması. Bütün bunların bu dönemde temelleri atıldı. Umuyorum hepimizin duyarlılığı ve sorumluluk anlayışı çerçevesinde bu daha da gelişecek.
Üniversiteye ilişkin birçok şeyi paylaştık, ama özel hayatlarımızı da paylaştık. Yani şöyle bir bakınca hepinizle belki bir özel hayatım olduğunu da görüyorum. Bu öyle bir iş ilişkisi filan değil. Bazen bir problemi tartıştık; Alaattin’in dediği gibi Ece Ayhan üzerine konuştuk ya da Serap’ın dediği gibi Mozart üzerine konuştuk ya da Zühre’nin dediği gibi elektrik pilleri ne işe yarar üzerine konuştuk ya da Handan Hanım ile daha derin konularda anlaştığımız ve anlaşmadığımız konuları tespit ettik. Bunların hepsi özel alanlardır. Bu bakımdan, başta da söylediğim gibi, üzerimizde bıraktığı izler benim için derindir. Sanırım sizler için de derindir.
Hepinize bu büyük projeyi birlikte paylaştığınız, belli bir noktaya getirdiğiniz için katkılarınızdan dolayı teşekkür etmek isterim. Ayrıca o özel hayatlarımızda, gündelik hayatın kabusundan çıkıp bizlerin çok daha hoş şeyleri yaşamasını sağladığınız için sizlere teşekkürü bir borç bilirim.
Sağolun varolun…