
PROF. DR. TÜRKAN SAYLAN'I KAYBETTİK!
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü'nde tedavi gören Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, bugün sabah 04.45'te yaşamını yitirdi.
1963 yılında, 28 yaşında mezun olduğu İstanbul Tıp Fakültesi'nden sonra Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı olunca, kendi yaşam yolunu da çizmiş oldu. Artık o, lepra (cüzzam) hastalığıyla mücadele edecekti. İlk iş olarak Türkiye'de bir Cüzzamla Savaş Derneği kurdu. Daha sonra ise Uluslararası Lepra Birliği'nin (ILU) kurucuları arasında yer aldı, Avrupa Dermato Veneroloji Akademisi'nin ve Uluslararası Lepra Derneği'nin üyesi oldu.
Bu yolculuk onu 1986'da Hindistan'da "Uluslararası Gandhi Ödülü"ne ve 2006 yılına kadar Dünya Sağlık Örgütü'nün lepra hastalığı danışmanlığına kadar taşıdı.
Prof. Dr. Türkan Saylan, lepra mücadelesine 1989 yılından itibaren bir de "Çağdaş Yaşamı Destekleme" mücadelesi ekledi. Bir grup Atatürkçü aydın tarafından devrim yasalarını ve laik düzeni koruyup geliştirmek amacıyla aynı adlı bir dernek kurdular. Kurucuları arasında yer aldığı bir başka dernek ise 1990 yılında kurulan "Öğretim Üyeleri Derneği" idi.
Sivil dayanışma ve sosyal çalışmalar alanlarında yaptığı hizmetlerden Türkiye Cumhuriyeti Devleti de yararlanmak istedi. Önce 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel onu 31 Mart 2000 günü Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu Üyeliği'ne seçti. Ardından 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 2 Şubat 2001 günü ona YÖK üyeliği görevi verdi. Prof. Dr. Türkan Saylan, 2003-2004 yılları arasında Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyeliği ve İstanbul İl İnsan Hakları Kurulu Üyeliği yaptı.
Tüm bu hizmetler ve görevler yanında yüzlerce bilimsel, sosyal ve siyasal içerikli yazı, kitap ve radyo yayınına imza atan Prof. Dr. Türkan Saylan, kurucusu olduğu ve Türkiye'de özellikle çocuklara ve gençlere eğitim desteği veren Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin Genel Başkanı olma onurunu taşıyordu.
Aynı dernek geçtiğimiz Nisan ayında Türkiye'de son ayların gündemini meşgul eden Ergenekon Soruşturması'nın 12. dalgasında kovuşturmaya uğradı ve Prof. Dr. Türkan Saylan'ın da İstanbul Arnavutköy'deki evinde saatlerce arama yapıldı.
Uzun süredir kanser tedavisi gören Prof. Dr. Türkan Saylan, son günlerde kan değerlerinin düşmesi nedeniyle İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü'nde kontrol altında tutuluyordu.
VÜNİDER, Türkiye için önemli bir gün olan 19 Mayıs 2009 Salı günü İstanbul'da yapılacak cenaze töreninde Dernek Başkanımız Prof. Dr. Zühre Şentürk ile ÇYDD yöneticilerinden ve Türkan Saylan'ın yakın dostu olan dernek üyemiz Prof. Dr. Ayşe Yüksel tarafından temsil edilecektir. Derneğimiz Prof. Dr. Türkan Saylan'ın vasiyetini göz önüne alarak törene çelenk gönderme yerine ÇYDD'ye bağışta bulunmaya karar vermiştir.
Ayrıca bağış yapmak isteyen üyelerimiz ÇYDD'nin 0212 252 44 33 numaralı telefonundan bilgi alabilirler.
_______________________________________________
PROF. DR. AHMET SEBİK EMEKLİ OLDU
(07 Ocak 2009)
VÜNİDER Yönetim Kurulu Üyelerinden bir grup emekliye ayrılan Prof. Dr. Ahmet Sebik'i ziyaret etti. Prof. Sebik Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Başkanlığı görevini sürdürüyordu. Bu makamlara henüz herhangi bir atama yapılmadığı bildirildi. 42 yıl süren hizmet süresini artık tamamladığını söyleyen Prof. Sebik, İzmir'deki evine dönmeyi ve muayenehanesinde çalışmalarına yeniden başlamayı düşünüyor. Kurulduğu günden bu yana VÜNİDER üyesi olan Prof. Dr. Ahmet Sebik için dernek, 14 Ocak 2009 Çarşamba günü akşamı, Üniversite Sosyal Tesisleri'nde bir veda yemeği düzenlemeyi planlıyor.
_______________________________________________
BASIN AÇIKLAMASI
(23 Şubat 2008)
Toplumun birçok kesiminin tüm uyarılarına karşın anayasada yapılan düzenlemeler Cumhuriyetimizin temel değerlerine meydan okumaktır.
AKP Hükümeti, kıyafet özgürlüğü, eğitim özgürlüğü getiriyoruz söylemleriyle kadınların yaşama özgürlükleri ellerinden almak istiyor.
Kadınlar, sözde özgürlükçü söylemlerle baskı altına alınmak istenmekte, ülkemizin 84 yıllık kazanımları yok edilmeye çalışılmaktadır.
Yolsuzluk, yoksulluk, işsizlik, terör, şiddet ve onca ekonomik sorun varken, türban konusunun öne çıkartılması art niyetlidir, gündemi değiştirmektir ve yanlıştır. Türban konusu tartışılırken, ekonomik ve politik çöküntüler, Türkiye'nin emperyalizme teslimi, türbanla perdelenmeye çalışılmakta, türbanla ülkenin gerçek gündemi örtülmektedir.

Bu düzenleme üniversitelerde öğrencileri, türbanlı-türbansız, Müslüman-laik gibi ayrımlara yol açacak, toplumda kamplaşmaları körükleyecektir. Bu düzenlemenin kimseye özgürlük getirmeyeceği açıktır. Türban aslında halkın gündeminde olmayan, ama hepimize dayatılan bir konudur. Türban sorunu özgürlüklerle ilgili değildir ve başbakanın kendi sözü ile siyasi bir simgedir. Ülkemizi gereksiz çatışma ortamına sürükleyecek, üniversiteleri türban bağlama şekline göre tarikat yuvası haline getirecek bu uygulama ile ne kadınlar daha özgür, ne üniversiteler daha çağdaş, ne de ülkemiz daha demokratik olabilir. Bu durum ülkede demokrasi adına demokrasiyi ortadan kaldırma girişimidir. Bu hedeflerine öncelikle üniversitelerde sonra sırasıyla kamu kuruluşlarında ve son olarak da ilköğretimde ve liselerde devam edeceklerdir.
Ekonomik krizin kapıda olduğu, işsizliğin % 20'lere dayandığı, üniversite kapılarında milyonlarca gencin umutsuzlukla beklediği, dershanelere trilyonların aktarıldığı, açlık ve sefaletin kol gezdiği bir Türkiye'de en önemli sorunun türban sorunu olmadığı gün gibi aşikardır.
Üniversitelerde okuyan gençlerimizin sorunu başlarının açık ya da kapalı olması değil, nitelikli, parasız, bilimsel bir eğitim ve eğitim sonrası istihdamdır. Ekonomi politikalarını IMF ve Dünya Bankası'na teslim edenlerin yapmaya çalıştıkları düzenlemeler, üniversite gençliğinin sorunlarına çare bulmak değil, Cumhuriyetin temel taşı olan "Laiklik" ilkesini ortadan kaldırmaktır. AKP Hükümeti; halkı türban gündemiyle oyalayarak emekçilerin, üretenlerin elindeki tüm kazanımları yok etmektedir. ABD yörüngesindeki politikalarını rahatça yaşama geçirmek, özelleştirme ve talan politikaları ile kamunun elindeki son işletmeleri de sermayedarlara peşkeş çekmektedir. AKP, bütün bunları türbanın arkasına saklamaya çalışmaktadır.
Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni, Atatürk ilke ve devrimlerini savunmayı her koşulda sürdüreceğimizi bir kez daha vurguluyor, toplumun tüm kesimlerini bu mücadelemize destek olmaya çağırıyoruz.
Sayın Cuhurbaşkanı'nın dün onayladığı anayasa değişikliği umarız ki, toplumun tüm katmanlarında rahatsızlığa yol açmayacak bir şekilde ele alınır.
YÜCE ATATÜRK;
Güzel yurdumuz zorlu bir dönemeçten geçiyor. Cumhuriyetimizin temelini oluşturan kazanımlarımız, iktidarın ve yandaşlarının siyasine emellerine kurban edilmek isteniyor.
Ulus devletlerini, milliyetleri ve inançlarına göre birbirine düşürmek isteyen emperyalizm, şimdi de ülkemizde, kutsal din duygularını araç edinerek, cumhuriyetimizin temel ilkelerinden olan laikliği ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Biz, bu oyunun farkındayız. Ülkemizi karşı devrimin işgaline teslim etmeyeceğiz.
Sizden güç alarak buradayız. Ayakta ve uyanık olmaya devam edeceğiz.
Saygılarımızla. 23.02.2008
ÇYDD, EĞİTİM-İŞ, VÜNİDER
_____________________________________________
TÜMÖD İLE ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİ VE ELEMANLARI DERNEKLERİ
9 ŞUBAT 2008 ANKARA TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ
"Türban dayatması"na ilişkin Anayasa oylamasının yapıldığı 9 Şubat 2008 günü, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği'nin (TÜMÖD)çağrısı üzerine Türkiye'nin dört bir yanından gelen öğretim üyeleri ve elemanları derneklerinin temsilcileri, Ankara'da toplandı. Aynı gün yapılan Bağımsızlık ve Laiklik Mitingi'ne de katılan öğretim elemanları aşağıdaki açıklamayı yapmaya karar verdiler:
TBMM'den geçirilen Anayasa değişikliği, kişisel bir kıyafet özgürlüğü veya örtünme hakkı sorunu değildir. Bu, karşı-devrimin bir hamlesidir. Atatürk Devrimi'ni Türkiye'den silmek isteyen emperyalizmin milleti parçalama girişimidir. Aynı dini inançları paylaşan insanları birbirine düşürme çabasıdır. "İnanç özgürlüğü" adı altında cinsiyet ayrımcılığının pekiştirilmesidir. TBMM'de Anayasa değişikliği konusunda oluşan ittifakın bileşimi de, bu durumun açık bir göstergesidir.
Üniversiteler, bilimin özgürce geliştirileceği ve öğretileceği kurumlardır. Yoksa "türban dayatması"nı savunanlardan bazılarının iddia ettiği gibi "kör inançların" serbestçe yaşanacağı yerler değildir! İnsanlığın önemli bir kazanımı olarak gördüğümüz din ve inanç özgürlüğü, Ortaçağ karanlığının dayatmacılığına karşı elde edilmiş bir özgürlüktür. Yoksa Ortaçağ karanlığına "özgürlük" tanıyıp, onu toplumsal düzene yeniden egemen kılmak için icat edilmiş bir kavram değildir. Ortaçağ dogmalarının serbestçe yaşanmasını esas almanın, üniversitelerimizdeki düzeni, öğretimi ve araştırmayı, türbanın da ötesinde, hangi kılıklara sokabileceğini kestirmek zor değildir. "Türbana özgürlüğü" savunanların kastettikleri, Atatürk Devrimi'nden ve bilimden özgür olmaktır.
Küreselleşmeyle birlikte hız kazanan eğitimin ve bilimin metalaştırılması süreci de, sorunun adeta bir alışveriş özgürlüğü gibi ele alınmasına yol açmaktadır. Alıcı ile satıcı arasındaki bir ilişkiye indirgenince, eğitimde de, bilimde de Cumhuriyet'in kamusal değerleri ve ulusal değerler kendiliğinden buharlaşmakta; üniversitelerimiz de diğer kamu kuruluşlarımız gibi küresel sermaye karşısında savunmasız hale gelmektedir. Üniversitelerde verilen eğitimin, elektrik, su, ısıtma gibi bir "hizmet temini", öğrencilerin de bu "hizmetin tüketicileri" gibi gösterilmesi, en iyimser yorumuyla, mevcut düzenlemeleri yapanların, üniversite eğitiminin içeriğinden bihaber olmalarıyla açıklanabilir.
Atatürk Devrimi'nin ve ilkelerinin meşruluğu tarihsel bir olgudur. Bu meşruluğa, anayasal veya yasal düzenlemelerle en ufak bir gölge dahi düşürülemez. Öte yandan, Anayasamızdan, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan Atatürk Devrimi ilkeleri çıkartılamadığı sürece, türban dayatması da benzeri girişimler de, anayasaya aykırılık akıbetinden kurtulamayacaktır. Yüksek Yargı Organlarımızın ve Üniversiteler Arası Kurulun bu konudaki uyarıları ve kararlı tutumları, hukukun ve bilimin yol göstericiliği olarak değerlendirilmelidir. "Türban dayatması"nın ardındaki "yol göstericiliğin" ise, emperyalizmin güdümünde oluşturulmuş bazı tarikatlara ve mensuplarına ait olduğu açık bir gerçektir.
Tüm yurttaşlarımızla birlikte biz üniversite öğretim elemanlarının da, Cumhuriyeti ve onun kurumlarını savunmaya devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü sorun, ülkemiz ve milletimiz için bir varlık-yokluk sorunu haline gelmiştir. Hiç kimsenin gücü, milletimizi parçalamaya, ülkemizi emperyalizme teslim etmeye ve Ortaçağ karanlığına geri döndürmeye yetmeyecektir.
Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD)
Gazi Üniversiteli Öğretim Üyeleri Derneği
ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği
Ege Öğretim Üyeleri Derneği (EGEDÖR)
Van Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (VÜNİDER)
_________________________________________________________
KAMUOYUNA
VÜNİDER, 3 Ocak 2008 tarihinde Diyarbakır'da gerçekleşen hain saldırıyı şiddetle kınamaktadır. İnsan yaşamını her şeyin üstünde tuttuğumuzu, terör ve şiddet kaynaklı bu tür olayların hiç bir şeyin çözümü olmadığına inandığımızı kamuoyu ile paylaşmak isteriz.
Kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına ve tüm halkımıza baş sağlığı dileriz.
VÜNİDER
_____________________________________________

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Korkmaz
Derneğimiz Üyelerinden, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Korkmaz'ın yürütücüsü olduğu, Ulusal Bor Enstitüsü güdümlü projelerinden "BOR MİNERALİNİN PROSTAT KANSERİNE ETKİSİNİN BELİRLENMESİ: TOPLUMA DAYALI ÇALIŞMA" adlı proje, Almanya'nın ünlü ilaç firmalarından BAYER-SCHERING AG'nin "En iyi Klinik Çalışma" ödülüne layık görülmüştür.
28 Kasım - 02 Aralık tarihlerinde düzenlenen uluslar arası boyuttaki 8. Ankara Üroonkoloji Kursunda bir sunumla tanıtılan projenin yürütücülüğünü, Ulusal Bor Enstitüsü adına Yrd. Doç. Dr. Mehmet Korkmaz yapmaktadır. Projeye Üroloji-Patoloji ayağını Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı, Kimyasal Analizler ayağını ise ODTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü destek vermişlerdir.
VÜNİDER bilim insanlarımızın uluslar arası başarılarının devamını diler.
Van Üniversite Öğretim Elemanları Derneği
(VÜNİDER)
_____________________________________
VAN ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ELEMANLARI DERNEĞİ
(VÜNİDER)
2. OLAĞAN GENEL KURULU
Derneğimizin 2. Olağan Genel Kurulu 08 Aralık 2007 günü saat 14.00'de, 46 üyenin katılımıyla başlatılmış, Mustafa Kemal Atatürk ve Tüm Şehitlerimiz için saygı duruşuyla açılmıştır.
Prof. Dr. Sefer ÖRÇEN, Dr. M. Ali ÇELİKEL ve Arş. Gör. Hülya ÇALIŞKAN'dan oluşan Divan seçiminden sonra raporların okunmasına geçilmiştir.
Dernek Sekreteri Sinan KILIÇ M.A. Faaliyet Raporunu, ardından Dernek Saymanı Funda MASDAR M.A. Saymanlık Raporunu ve daha sonra Denetim Kurulu Üyesi Dr. Handan TUNÇ Denetim Kurulu Raporunu okumuştur.
Raporların okunmasının ardından Divan Başkanlığı görüş ve önerisi olup olmayanları sorulmuş ve Prof. Dr. Zühre ŞENTÜRK söz istemiştir. Derneğimiz için gerçekten özveriyle çalışmış olan Yönetim Kurulu'na teşekkür eden Şentürk, dernek faaliyetlerine üye katılımının az olduğunu dile getirmiş ve yeni dönemdeki faaliyetlere daha geniş katılım için ümitli olduğunu bildirmiştir.
Bu konuşmanın ardından başka söz almak isteyen olmaması üzerine Divan Başkanlığı 1. Dönem Yönetim Kurulu'nun aklanması için oylama yapmış ve 1. Dönem Yöneti Kurulu oy birliği ile aklanmıştır.
Aklanmanın ardından 1. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa KARABIYIKOĞLU söz almıştır. Sivil toplum kuruluşları arasında akademik nitelikli derneklerin özel bir yeri olması gerektiğini dile getiren Karabıyıkoğlu, bu tür derneklerin toplumların aydınlanmasında öncü rolleri olduğunu bilmek gerektiğinden söz etmiş, akademisyenlerin kurduğu VÜNİDER'in de kendi Yönetim Kurulu Başkanlığı döneminde bu sorumlulukla hareket ettiğinin altını çizmiştir.
Bu konuşmanın ardından söz alan Üye Dr. Mehmet KORKMAZ, önümüzdeki dönemin Türkiye'de Yüksek Öğrenim açısından oldukça büyük değişikliklerin planlandığını, Derneğin bu değişiklikleri iyi izleyip tavrını ortaya koyması gerektiğini belirtmiştir. Korkmaz, özellikle Yeni Üniversite modelinin oluşturulmaya çalışıldığı, Yüksek Öğrenimde bilim ve etik konularının ön plana çıktığı ve ayrıca ülkemizde yapılan bilimsel yayınların akademik kariyer kaygısı taşıdığı, oysa bu tür yayınların bilimsel değer kaygısı taşıması gerektiği konularında Derneğin yeni dönemde üzerine düşeni yapması gerektiğinin altını çizmiştir.
Daha sonra söz alan Prof. Dr. Ayşe Yüksel, derneklerde her üyenin aktif katılımının sağlanması gerektiğini, ancak bununla etkili bir güç birliği elde edilebileceğini dile getirmiştir. Derneğimizin web sayfasını hazırlayan Sanem ŞEHRİBANOĞLU'NA teşekkür ederek, Sinan KILIÇ'ın haber verdiği, yoksul öğrencilere ayakkabı toplama kampanyası gibi, VÜNİDER'in öğrencilerimizin her anlamda gelişmesi için projeler üretmesi gerektiğini söylemiştir.
Bu konuşmanın ardında Sinan KILIÇ M.A., VÜNİDER'in artık ulusal alandaki en aktif akademisyen derneklerinden biri olduğunu, e-posta kutusuna gelen mesajların bunu gösterdiğini, bu mesajlardan sadece Yüksek Öğrenimle ilgili olanların üyelere iletildiğini belirtmiştir. Ancak bugüne kadar üyelerden pek az öneri, dilek ve haber geldiğini, oysa internet iletişimi için alt yapının çoktan hazır olduğunu ve haberleşmenin çok daha kolaylaştığını belirtmiştir.
Dilek ve önerilerin ardından Divan Başkanlığı yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu için oylamaya geçileceğini bildirmiştir. Adayların belirlenmesinden sonra oylama yapılmıştır. Yapılan oylama aşağıdaki gibi sonuçlanmıtır:
Yönetim Kurulu Asil Üyeliğine seçilenler:
Tamer EDİRNE (42 oy)
Funda MASDAR (40 oy)
Filiz KARADAŞ (38 oy)
Harun AYDIN (37 oy)
Mehmet MELEK (30 oy)
Recep YILDIZHAN (29 oy)
Kurtuluş GÜNAY (29 oy)
Yönetim Kurulu Yedek Üyeliğine seçilenler:
M. Ali ÇELİKEL (20 oy)
A. Banu KEMALOĞLU (16 oy)
Hümeyra YILDIRIM CAN (15 oy)
Tahsin UZUN (10 oy)
Hacer ÇELİK ATEŞ (9 oy)
Nedim TURAN (8 oy)
H. Ali GÜLEÇ (4 oy)
Denetim Kurulu Asil Üyeliğine seçilenler:
M. Bülent ASMA (39 oy)
Ayşe YÜKSEL (35 oy)
Tuğrul ERBAYDAR (19 oy)
Denetim Kurulu Yedek Üyeliğine seçilenler:
M. Salih ÖZGÖKÇE (19 oy)
Necla ÇALIŞKAN KILIÇ (18 oy)
Hüseyin GÜDÜCÜOĞLU (6 oy)
_________________________________________________
D U Y U R U
30 Kasım 2007 günü Isparta yakınlarında meydana gelen uçak kazasında 57 yurttaşımız yaşamlarını yitirmiştir.
Van Üniversite Öğretim Elemanları Derneği (VÜNİDER),
kaybettiğimiz tüm yurttaşlarımız ve kayıplarımız arasında bulunan
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Elemanlarından
Prof. Dr. Engin ARIK
Arş. Gör. Berkol DOĞAN
ve
Yüksek Lisan Öğrencisi Engin ARBAT
ile
Doğuş Üniversitesi Öğretim Elemanlarından
Prof. Dr. Fatma ŞENEL BOYDAĞ
Doç. Dr. İskender HİKMET
ve
Arş. Gör. Mustafa FİDAN
için büyük üzüntü duymuştur.
Derneğimiz, yapılacak bir bilimsel toplantıya katılmak için seyahat etmekte olan bu bilim insanlarının ve öğrencilerin kayıplarını ülkemizin ve ulusumuzun kayıpları olarak değerlendirmektedir.
Kaybettiğimiz tüm yurttaşlarımızın Yakınlarına, bilim insanlarımızın ve öğrencilerimizin Üniversite Yönetimlerine, Mesai Arkadaşlarına ve tüm Fizik Bilimi Camiasına baş sağlığı dileriz.
VÜNİDER
________________________________________________
Derneğimiz,
Değerli Bilim İnsanı, Öğretim Üyesi ve Siyaset Adamı
Sayın Erdal İnönü'nün
vefatından büyük üzüntü duymuştur.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
_____________________________________________
VÜNİDER'in,
"Sivil Anayasa Taslağı"
biçiminde ülkemizdeki sivil toplum örgütlerinin
tartışmasına sunulan
Anayasa Taslağı ile ilgili
görüşlerini okumak için
tıklayınız.
13 Ekim 2007
________________________________________________
DUYURU
23 Mayıs'da Ankara'da 6 vatandaşımızın ölümüne ve çok sayıda vatandaşımızın yaralanmasına neden olan bombalı saldırıyı yapanların amaçlarına asla ulaşamayacakları inancıyla bu vahşeti şiddetle kınıyoruz. Bu tür haince saldırılar karşısında daha da güçlenerek her zaman ulusumuzun yanında yer aldığımızı buradan herkese bildirmek istiyoruz.
Saldırıda ölenlerin yakınlarına baş sağlığı, yaralılara acil şifalar dileriz.
24 Mayıs 2007
VÜNİDER
_________________________________________
ANKET
Van Üniversite Öğretim Elemanları Derneği (VÜNİDER) üniversite ve kent arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konusunda çalışmalar yürütmek istemektedir. Bu çalışmalara dayanak oluşturacak bir anket düzenlenmiştir. Van’daki kurum ve kuruluşlara yönelik olarak hazırlanan bu anket, üniversite ile kent arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve yapılacak çalışmalarının planlanması için büyük önem taşımaktadır.
Saygılarımızla
30 Mart 2007
VÜNİDER YK
________________________________________________
KINAMA
16 Şubat 2007 Cuma günü Üniversitemizde dokuz adayın katıldığı rektörlük seçimi yapılmıştır. Yapılan seçim sonucunda adaylardan üçü elenmiştir. Elenen bu üç adaydan biri olan Eğitim Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Rauf Yıldız, seçimden sonraki ilk mesai günü kendi fakültesinden iki bölüm başkanına görevleri ve bölüm başkanlıkları hakkında birer yazı göndermiştir.
Söz konusu yazılarda bölüm başkanlarına bugüne kadar yaptıkları hizmetler için teşekkür edilmekte ve bundan sonraki çalışma hayatlarında başarılar dilenmektedir. Bu yazılar görev süresi dolmayan bölüm başkanları için bir şey ifade etmemesine karşın dekanlıkça bu yazılardan sonra bölüm başkanlığının değiştirildiği kabul edilmiş ve böylece keyfi bir uygulama yapılmıştır.
Dekanlık açık ve net bir görevden alma yazısı bile yazmadan ilgili bölüm başkanlarını görevlerinden almıştır. Buna en büyük kanıt, söz konusu bölümlerde bölüm başkanının imzalaması gereken evraklara bölüm başkanı olarak başka adların açılması ve imzalatılmasıdır.
Bu uygulama profesyonel işleyişe sahip bir kurumda asla olumlu karşılanamayacak bir tutumdur. Bu “ben yaptım oldu” ya da “ben istediğimi yaparım” tutumudur ki, akademik bir ortamda asla kabul edilemez.
Bu uygulamanın seçimlerden hemen sonra yapılması, amacının kendisine oy vermeyen fakülte öğretim üyelerini cezalandırmak olduğu fikrini öncelikli olarak akla getirmektedir. Bununla birlikte bölüm başkanlığı görevinden alınma yazısının usulünce yazılmaması bu düşüncemizde haklı olduğumuzu göstermektedir.
Bu nedenlerle söz konusu durumun akademik ve insani etik değerleri hiçe saymak olduğunu düşünüyor ve bu davranışı şiddetle kınıyoruz. Çağdaş, bilimsel ve akademik kimlikle asla bağdaşmadığını kabul ettiğimiz bu tür eğilimlerin her zaman karşısında duracağımızı ve benzer olayların her zaman takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.
30 Mart 2007
VÜNİDER YK
______________________________________________
YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ REKTÖR ADAYLARINA
Türk siyasi hayatında, siyaset yapma ve siyasetten aldığı yetkiyle yönetme olguları iki ana kanaldan yürütülmektedir. Bunlardan birincisi ve yaygın olanı, gücünü popülist yaklaşımlardan alarak iktidara gelen ve iktidarda iken kapalı kapılar ardında kendi seçkinlerine verdiği vaatleri yerine getirmeyi amaç edinen, ilkesiz bir menfaat paylaşımını öngörür. İkincisi ise hizmet edeceği bütünün çıkarlarını ilkeler bazında işletir ve her ne olursa olsun prensiplerden taviz vermez.
Biz VÜNİDER olarak:
● Siyaset yapma kanallarından ikincisini benimseyen, başka bir deyişle Yüzüncü Yıl üniversitesi’nde prensipler bazında hizmet edecek bir Rektör seçmek istiyoruz.
● Rektörlük seçimleri üzerine düşünürken kişisel pazarlıklarla nasıl iktidar alanlarının paylaşıldığını değil, üniversitenin temel sorunlarına Rektör adayların nasıl çözüm önerileri getirdiğini duymak istiyoruz.
● Bu konuda Rektör adaylarının Yüzüncü Yıl üniversitesi’nin gelecek 4 yılı için akademik, sosyal ve ekonomik anlamda neler yapmayı istediklerini, bu isteklerini nasıl gerçekleştirmeyi düşündüklerini öğrenmek istiyoruz.
● üniversitemizin sorunlarının çözümünde açık iletişimden yana olan tavrı görmek, gelecek 4 yılın kontratı niteliğindeki programı öğrenmek ve bunlara bağlı olarak hizmet süresince üniversite yönetimini etkilemek istiyoruz.
VÜNİDER olarak ilk etapta cevaplamanızı beklediğimiz sorular şunlardır:
Rektör olmanız Yüzüncü Yıl üniversitesi’ne açık ve net bir biçimde neler kazandıracaktır? Başka bir ifadeyle, niçin rektör olmak istiyorsunuz?
Yüzüncü Yıl üniversitesi’nin mevcut koşullarında hedeflerinize ulaşmak için hangi olanakları kullanacaksınız?
Yüzüncü Yıl üniversitesi’ni bir çekim merkezi haline getirmek için ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Yüzüncü Yıl üniversitesi akademik performansını artırıcı önlem ve projeleriniz nelerdir?
Yüzüncü Yıl üniversitesi’nin evrensel değerlerle donatılmasına ne gibi katkılar sağlamayı düşünüyorsunuz?
Yüzüncü Yıl üniversitesi öğretim elemanlarının sosyal haklarının korunması konusunda neler yapacaksınız?
Yüzüncü Yıl üniversitesi’nin kentle iletişiminin geliştirilmesi konusunda ne gibi projeleriniz bulunmaktadır?
Yüzüncü Yıl üniversitesi yerleşkesinin daha yaşanılır bir duruma getirilmesi için neler yapmayı planlıyorsunuz?
Yüzüncü Yıl üniversitesi’nin idari ve akademik yapısının daha kaliteli duruma gelmesi için projeleriniz var mı?
üniversite yönetiminde şeffaflık ilkesinin yer alması için ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Yukarıdaki sorularda ele alınan konuların Rektör olmanız durumunda VÜNİDER tarafından izlenmesini kabul ediyor musunuz?
22 Aralık 2006
VÜNİDER
|